• Paylaş

    KATEGORİ : Yok

    Eklenme tarihi : 2018-02-25
  • "Yaşamı, sadece işçilerin devrimci eyleminin değiştirebileceğini kavradım..."

    26 Şubat 1869'da doğan Nadezhda Konstantinovna Krupskaya, tüm dünyaca Lenin'in eşi olarak tanınmasına rağmen, Büyük Ekim Devrimi'nin önde gelen isimlerinden olmuştur.

     

    14 yaşına kadar eğitim gören Krupskaya, babası öldükten sonra çeşitli işlerde çalıştı. Bir gün tesadüfen öğrencilerin politik tartışmalarına katılınca, kurslara gitmekten vazgeçip Marksist eserler okumaya başladı; yaşamı sadece işçilerin devrimci eyleminin değiştirebileceğini kavradı. 5 yıl boyunca St. Petersburg'ta işçilere eğitim veren bir okulda öğretmenlik yaptı. 1894 yılında Lenin'le tanıştı, ertesi yıl “İşçi Sınıfının Kurtuluşu Birliği” kuruldu. Kısa bir süre sonra da Lenin'le birlikte tutuklandılar, Sibirya'da sürgünde evlendiler.

     

    Sürgünden sonra Krupskaya ve Lenin, Batı Avrupa'daki Rus marksistleriyle buluşup devrim mücadelesine burada devam ettiler. Iskra gazetesi burada yayınlanmaya başladı ve Krupskaya, Iskra gazetesinin sekreteri oldu. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin bölünmesinde de Bolşeviklerden yana tavır aldı.

     

    1905 Devrimi'yle birlikte Rusya'ya dönen Krupskaya ve Lenin, 1914 yılında yeniden kaçmak zorunda kaldılar. 1914 yılı başlarında sadece 2 sayı yayınlanabilen bağımsız kadın yayını olan “Kadın İşçi”nin yayınlanmasında görev alan Krupskaya, 1917 Ekim Devrimi'nde ayaklanmayı örgütleyen Vyborg Komitesi'nin bir üyesi idi. Krupskaya, Ekim Devrimi sonrasında ise çalışmalarını sosyalist eğitim üzerinde yoğunlaştırdı. 1921'den itibaren de Politik Eğitim Enstitüsü'nde dersler vererek, öğretmenliğe geri döndü.

     

    1924'te Lenin'in ölümsüzleşmesinden sonra yaşamını Lenin'in hayatını yazmaya ayıran Krupskaya, Lenin'in ayrıntılı biyografisini ve kendi anılarını yazdı. 15 Şubat 1939'da hayata gözlerini yuman büyük kadın devrimci Nadejda Krupskaya'nın adı bir astroide verildi.

     

    Otobiyografisi'nde kendi yaşamını şöyle özetler:

    Bir gün, öğrencilerin politik tartışmalarına tesadüfen katılmıştım. Bu olayla gözlerimi açtım. Kurslara gitmekten vazgeçip, Marksist eserleri okumaya başladım. Yaşamı, sadece işçilerin devrimci eyleminin değiştirebileceğini kavradım... 1917’yi kapitalizmin ölüm saati olarak düşündüm. Aynı şeyi Sovyetlerin 2. Kongresi'nde toprağın ve üretim araçlarının mülkiyetinin halka verildiği zaman da düşünmüştüm. Nihai amacın başarılmasından önce, daha kaç adım atılması gerekiyordu? Son adımı görecek kadar yaşabilecek miydim? Önemli olan bunu düşlemek ve bilmek değil, tersine bu düşün gerçekleşmesinin olanaklı ve elimizde olmasıydı. Onun gerçekleşmesini önleyebilecek hiçbir gücün olmadığı herkesçe açıktı. Kapitalizm can çekişiyordu.

    (...) Lenin 1894’de Petersburg’a geldiğinde, çalışmalar daha bir canlılık kazandı ve örgüt daha güçlü bir hale geldi. Lenin’le aynı bölgede çalıştık ve hemen arkadaş olduk... Sürgünde Lenin’le evlendim. Ondan sonraki yaşamım onun damgasını taşır. Ona çalışmalarında yapabileceğim yardımın en iyisini yaptığıma inanıyorum... İşçi sınıfının güçlenmesini, partinin büyümesini, dünyadaki en büyük devrime hazırlanmasını, yeni sosyalist bir sistemin doğuşunu, tamamen yeniden kurulan bir yaşamı görmek kaderimmiş. Hiç çocuğum olmadığı için üzülmüştüm, kendimin olmasa da şimdi birçok çocuğum -Genç Komünistler Birliği üyeleri ve genç öncüler- var. Hepsi Leninist olmak istiyor. Otobiyografimi yazmamı genç öncüler istemişti. Otobiyografimi onlara, sevgili çocuklarıma adıyorum.

     

     

    ESERLERİ


    1898-1916: Lenin'in annesi Maria ve kızkardeşi Anna'dan mektuplar (Lenin, Seçme Eserler 37. Cilt, Ekler bölümü) 
    1925: Ekim Dersleri 
    1925: Genç Öncüler: Kadınlara nasıl yardım edebiliriz 
    1933: Lenin Marks'ı nasıl okudu
    1933: Lenin'den anılar
    1933: Lenin'in Yazıları'ndan “Kadınların Kurtuluşu” için önsöz 
    1924-36: Komünist etik üzerine